Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Bu bağlamda AB son sıralarda Suriye'deki teröristlere Türkiye'den gizli silahlar taşıyan MİT TIRları'nı haberleştirdiği için hakkında 27 sene hapis cezası çıkarılan ünlü Türk gazeteci Can Dündar'ın hakkında verilen sözkonusu cezayı kınayarak, Ankara'yı bu kararın insan haklarının ihlali ile ilgili olumsuz sonuçları hakkında uyardı. Almanya'da sürgünde olan Can Dündar, cuma günü Türkiye'deki bir mahkeme tarafından 27 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Bu arada, AB Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği'nin yayımladığı 'Türkiye'de insan hakları ve hukukun üstünlüğü durumu' başlıklı yazıda, Ankara'ya temel insan hakları ve yargı hususunda belirli tavsiyeler eşliğinde ciddi kaygıların yıllık raporlarda iletildiği hatırlatıldı. Avrupa Birliği Komisyonu Dış Politika Sözcüsü Nabila Massrali, söz konusu yazıda 'Almanya'da yaşamını sürdüren gazeteci Can Dündar'ın temel ifade özgürlüğünü kullandığı için cezalandırılması ve Osman Kavala'yla ilgili uzayan tutukluluğunun, Türkiye'ye yapılan tavsiyelerin tam da tersi istikamette gelişmeler olduğunu' dile getirdi.
Türkiye yönetimi bundan önce defalarca AB yetkilileri tarafından uyarılmıştır. Esasında, Avrupalı yetkililer, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü ve son olarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarını arama çalışmalarını bahane ederek, bu ülkenin AB'ye üyeliğini geciktirmeye devam ediyorlar. Türkiye'nin siyasi sisteminde yapılan değişikliklere göre, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı olan ülkeler açısından Türkiye'nin bu birlikte hiçbir yeri olmayacak. Ankara ile AB arasında gerginlik insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü ve Doğu Akdeniz'de Ankara'nın faaliyetleri yüzünden hiç görülmemiş şekilde artmıştır. Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son senelerde izlediği politikalar, Batılı devletleri derinden rahatsız etmiştir. Nitekim alman uzman Pitter Philip, Türkiye'nin AB'ye üyeliği hakkında şöyle diyor: Türk siyasilerin Batılar'a karşı üslubu ve hesap verme ve talepte bulunma tarzı değişmelidir.
Büyük kısmı Asya ve yüzde üçü Avrupa'da yer alan Türkiye gibi bir ülke onlarca yıldır, AB'nin kapıları arkasında beklemektedir.
Türkiye resmen 14 nisan 1987 yılında daha sonra AB olarak ismi değiştirilen Avrupa Topluluğu'na üyelik için resmen aday olup, 3 kasım 2005'te de üyelik müzakerelerine başladı. Geçtiğimiz senelerdeki müzakerelerde üyelik için 35 başlıktan 22 başlık açıldı, ancak iki taraf hala bu başlıklar konusunda anlaşmaya varmış değil. Öte yandan Almanya ve Fransa gibi AB'nin kilit ülkeleri, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı çıkmaktalar. Türkiye ile AB münasebetleri son senelerde kayda değer şekilde olumsuz gelişmelere sahne olmuştur. Bazı olaylar, ABD'nin Türkiye'nin üye olması için sırf bahane arayışında olduğunu gösteriyor.
Aslında, bundan önce de AB ülkeleri ve birlik raportörleri sürekli şekilde Türkiye'de insan hakları, ifade özgürlüğü ve demokrasi ihlallerinden sözde ediyorlardı ancak gelinen noktada Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri, AB ülkeleri ve yetkilileri için Ankara'ya karşı kullanılan bir tutamak haline dönüşmüştür ve pratik diğer sorun ve anlaşmazlıkların üzerine gölge düşürmüştür.
342/